29 Kasım 2012 Perşembe

BARSELONA'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER-3

BARRİ GOTİC ve LAS RAMBLAS

Barri Gotic,Barselona'nın tarihi semti.Las Ramblas'tan Barri Gotic'e saptığınızda adım adım ortaçağ kokusu hissediyor ve ortama hayran kalıyorsunuz;ancak Roma'yı,Atina'yı veya çok uzağa gitmeden layıkıyla İstanbul'u gezmiş biri için,Barri Gotic tarihi anlamda biraz zayıf kalsa da,gezilip görülesi bir bölge.Sadece sayısız sokak sanatçılarının sergilediği muhteşem ispanyol gitarı performansı eşliğinde gezmek bile sarhoş ediyor insanı...Görmeden dönmeyin derim ben:)




Las Ramblas Barselona'nın kalbi,bizim İstiklal Caddesi'ni andırıyor.24 saat canlı bir cadde.Sayısız sokak sanatçısının hünerlerini sergilediği,sıra sıra cafe ve restaurantlarıyla 24 saat canlı bir cadde.Daha önce bahsettiğim Mercat de la Boqureia isimli ünlü pazar,Liceu Opera Binası,ünlü Teatro Poliorama ve bizim Türkler'in talan ettiği Carrefour'da bu cadde üzerinde:)Bizim yuvamız Las Ramblas'ta yer aldığı için bu caddenin tadını sonuna dek çıkardık.Naçizane tavsiyem şudur ki,fazla turistik bir cadde o nedenle Ramblas'ta birşey yemeyin ve gece yarısından sonra ortaya çıkan zenci abi ve ablalara bulaşmayın:)


BARSELONA'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER-2

NOU CAMP

Benim için sadece bir stad olsa da,eşimin ziyaret etmekten en keyif aldığı nokta oldu Nou Camp:)Eşimin "Ben senin için opera bile dinledim" demagojisiyle kendimi,üstünde soyadımızın yazılı olduğu 10 numaralı GS'li formamla Barselona-Zaragoza maçında buldum:))Gerçekten görkemli bir stad,taraftar muhteşem,her ne kadar anlamasam da takımda süperdi.Bu arada görürsen Messi'ye Xavi'ye selam söyle diyen dostların selamı da boynumda kalmamış oldu:)Kısacası hiç ilgi alanıma girmese de çok keyif aldığım bir organizasyondu:)


Stad 100.000 kişilik,her büyük takımın stadında olduğu gibi müzesi ve ürün satış mağazası var.Bu sayede oğluma aldığım Messi forması ve top çok makbule geçti,ne de olsa babasının oğlu:)






TİBİDABO


Barselona'nin en yüksek noktası ve en görülesi yerlerinden biri.Eğlenceli ve gizemli bir yer.Tüm sehri ayaklarinizin altinda hissetmek, sagrada familia, placa espanya gibi önemli yerleri bir de tepeden, bir de sehrin öbür tarafindan görmek istiyorsaniz, bir kavim adini andiran tibidabo en dogru secim. Şehri gözetledikten ve kiliseyi gezdikten sonra aşağıda resmini gördüğünüz muhteşem eglence parkinda eglenmek mümkün. Ayrıca buraya varabilmek icin oldukca dik bir tepeyi tirmanan bir tramvaya ve ardindan da bir fünüküle biniyorsunuz.Bu sürec bile eglenmek icin yeterli.Biz eğlence parkında  hayal dünyası gibi,çocuklar gibi eğlendik deyim yerindeyse;sonra da bugüne dek yediğim en leziz etleri yediğim muhteşem restaurant Asador de Aranda'da muhteşem keyifli bir gece geçirdik.Ancak biz gittiğimizde mevsim nedeniyle hava çok soğuktu,çok üşüdük,yaz aylarında kesinlikle kaçırılmaması gereken bir nokta,özellikle tavsiye ederim.

26 Kasım 2012 Pazartesi

BARSELONA'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER-1

Zevkler ve renkler tartışılmaz derler,o nedenle ben bu başlığı Barselona'da bizim görmeden dönmediğimiz yerler olarak değiştiriyorum:)Barselona;Guell ailesinin finansmanı ile dahi mimar Gaudi'nin zarif dokunuşları ve 1992 olimpiyatlarına ev sahipliği yapmaları nedeniyle çehre değiştirmiş bir kent.Gezilip görülecek çok fazla seçenek var dolayısıyla,ama ortalama 4 günlük bir seyahatte hepsini görmek mümkün.

1)LA SAGRADA FAMILIA

Barselona'nın simgesi haline gelmiş,kelime anlamı 'kutsal aile'olan;Gaudi tarafından 1882 yılında yapımına başlanan, ancak Gaudi'nin 1926 yılında ölümü nedeniyle tamamlayamadığı ve hala da bitmemiş olan, bu nedenle de bitmeyen kilise olarak anılan ünlü yapıt.Gerçekten fotoğraf karelerine sığmayacak büyüklükte ve görkemli bir yapı.Halkın yaptığı sembolik yardımlarla bitirilmesi planlanıyor dense de;orada bulunduğumuz süre boyunca beş kez boş dönen vinçleri görünce hiçbir zaman bitmeyeceğini anladığımız kilise:)Gidilip görülesi bir eser ama mimar sanatçı filan değilseniz naçizane kiliseyi gezmek için o uzun kuyruğa girmeyin derim ben;içerisi şantiye gibi,kulelerine çıkınca Barselona'yı tepeden görüyorsunuz;ama asansörle çıktığınız kuleleri merdivenle iniyorsunuz,bilmem anlatabildim mi:))

2)PARC GUELL


Barselona'da güneşli bir günde gezilmesi en keyifli yerlerden biri bence Parc Guell.Guell ailesinin soyluluk göstergesi olarak Gaudi tarafından yapılan bu masalsı park,1923'te halka açılmış.Girişteki sevimli binalar,Barselona'ya tepeden bakan manzarası,mozaiklerle dolu terası;gitar,arp ve bilumum aletle hünerli müzisyenlerin ezgileri eşliğinde parkı gezerken kendinizi masal dünyasında gibi hissediyorsunuz.İçeride Gaudi'nin yaşadığı ev de var,giriş 5.5 euro,naçizane benim verdiğim paraya acıdığım bir deneyim oldu Gaudi'nin evi.Mimar dahi olunca evi kimbilir nasıldır diye merakla gezdiğimiz evin hiçbir olayı yok,illa görüceğim diyenler mesaj atarlarsa evin çektiğim fotolarını yollarım,ne demek istediğimi anlarsınız:))



3)CASA MİLA ve CASA BATTLO
Gaudi'nin Barselona'ya zarif dokunuşlarının en önemli eserlerinin ikisi Passeig de Gracia'da yer alan;Unesco dünya mirası listesinde yer alan Casa Mila ve Casa Battlo.her ikise de apayrı birer şaheser olan bu binaları görmenizi tavsiye ederim,insan gaudi'nin dehasına birkez daha hayranlık duyuyor.Passeig de Gracia ise zaten başlıbaşına çok şık ve mutlaka görülmesi gereken bir cadde.Taş ocağı olarak anılan Casa Mila, Gaudi'nin Sagrada Familia'ya ya başlamadan önce yaptığı son çalışması.Sokağın köşesinde yer alan bu sekiz katlı apartman demir işlemeli balkonlarıyla yine dalgalı taş duvarlarıyla oldukça dikkat çekicidir.Apartmanın bodrum katında Barcelona'nın ilk otoparkı yer alır.Mila ailesi apartmanın birinci katında hala otururken diğer katlar müzesi olarak kullanılmaktadır. Casa Battlo'yu gezme imkanınız da var.


24 Kasım 2012 Cumartesi

BARSELONA'DA LEZZET DURAKLARI-6(STEAK SALAD)

Turistik kalabalıktan kurtulup,gerçek bir gezgin ruhuyla katalan halkının yerel kültürü ve yaşam tarzını tanımak için,Eixample ve Gracia bölgelerine yaptığımız uzun yürüyüşlerin birinde keşfettiğimiz bir restauranttan bahsetmek istiyorum;Steak&Salad.Plaça de Narcis Olle isimli küçücük bir meydanın Gracia'ya açılan daracık sokaklarından birinde yer alan bu yer,kesinlikle turistik olmayan ama bize en keyif veren noktalardan biri oldu:)

Tabelasında bile dananın gastronomik açıdan bölgelerinin yer aldığı bu restaurantta,ingilizce veya ispanyolca bilmeyen garsonlarla işaret dili tarzanca ile anlaşıp,dananın istediğiniz yerini menüden gösteriyorsunuz,kilo hesabı pişirip getiriyorlar:)

Makinenin şarjının bitmesi nedeniyle maalesef fotoğraflayamadığımız bu mekanı şiddetle öneriyorum.Elimde sadece Plaça de narcis olle'nin resimleri var,açık adresi 'Carrer del Doctor Rizal' olan lezzet durağının yerini,meydandandaki sahibi pek bir sıcakkanlı ve yardımsever olup ingilizce bilmeyen Soto's Bar'a sorabilirsiniz:)





BARSELONA'DA LEZZET DURAKLARI-5(PLAÇA REIAL)

Barselona'da Las Ramblas'tan denize doğru giderken,Barri Gotic tarafında,sol kolda saklanmış gizli bir cennet saklı,Plaça Reial:)Palmiyeler,sıra sıra resturantlar,bir flamenko birde caz bar'ı içeren bu meydan Las Ramblas'ın kalabalığından kaçıp romantik ve huzurlu bir nefes almak için inşa edilmiş bir liman sanki:)

Zaman zaman sokak sanatçılarının gösteri yaptığı bu huzur ve romantizm dolu meydan,yuvamızın hemen yanında yer aldığı için,üç gece akşam yemeğimizi,bu tarihi meydandaki restaurantlarda yedik.Yerine bakıp turistik sanmayın,restaurantlardaki katalan sayısı turistlerden fazla. Restaurantların hepsi bask mutfağı temsilcisi;yani menülerinde hem tapas hem de deniz ve et ürünleri mevcut.Biz deniz ürünleri hakkımızı genelde limanda,denize nazır kullandığımız için genelde eti tercih ettik Plaça Reial'deki resturantlarda.Canlı piyano dinletisi eşliğinde,mum ışığında,buz gibi cavalarımızı yudumlayarak yediğimiz pamuktan yumuşak dana antrikot ve kontrfilelerin,T-Bone Steak'lerin,kuzu pirzolaların ve ortamın tadı hala damağımızda desem yeridir:)


Deneyip memnun kaldığımız ve önerebileceğim iki restaurant var Plaça Reial'de.MarisCo ve Les Quinze Nitz.İkisi de hemen hemen aynı menüye sahip ama Les Quitze Nitz daha turistik genelde pakistanlı garsonlar hizmet ediyor ve servis cidden gecikiyor;MarisCo hem servis hem de lezzet açısından daha başarılı göründü bize.




BARSELONA'DA LEZZET DURAKLARI-4(TAPAS)

Nedir bu Tapas(veya katalanca ismiyle pintxo)dedikleri derseniz;Türk usulü tarifle meze ama kızarmış ekmek üzerine konan peynir,şarküteri ürünleri,et,sebze veya deniz ürünleri şeklinde servis edilen meze.Eskiden İspanyollar içkilerinin içine toz, sinek girmesin diye bardakların üzerine tabak koyarlarmış. Daha sonra bu tabakları içkiye yakışan mezelerle doldurmaya başlamışlar. Bu tabaklara da tapas denilirmiş.Sadece Barselona'da değil tüm İspanya'da iş çıkışı bir tapas bara gidip şarapla tapas yemek vazgeçilmez bir alışkanlık.Ama her fırsatta "Katalanya İspanya değildir"diyen sözde sosyalist ama faşizan Katalan abilerimiz,tapas'a pintxo demeyi tercih ediyorlar:)
Biz tapas olayını üç farklı bar'da denedik,fazla doyurucu olmasa da,yerel kültürü tanımak adına öğlen yemeklerinde tercih edilebilecek türden bir yemek şekli bence...

PİNOTXO BAR

Güneşli bir kasım günü öğlen saat 12 gibi Barcelona'ya ulaştığımızda,valizleri eve atıp,yuvamızdan 50 mt.uzaklıkta olan ve gitmeden ününü çok duyduğumuz Mercat de la Bouqeria'ya attık kendimizi.Aklınıza gelebilecek her türden meyve,sebze,şarküteri,deniz ve et ürünlerinin olduğu bu rengarenk ama küçük semt pazarı ilk görüntüsüyle aklımızı başımızdan aldı desem yeridir:)Mercat de la Bouqeria'yla ilgili o açlıkla kilosunu 5 euro'ya aldığımız king mandalinaların,ilerleyen günlerde Katalan'ların yaşadığı Gracia semtini gezerken 0,99 cent'e satıldığını görünce içimde bir burukluk olmadı desem de inanmayın:)



Zil çalan karnımızı bir an önce doyurmak istediğimizden,mutlaka denenecekler listesindeki Pinotxo Bar'a yönelip;meşhur kuyruğunda heyecanla sıramızı beklemeye başladık:)

 Nihayet sıramız gelip bara oturduğumuzda,buz gibi servis edilen beyaz şarap eşliğinde tapas'ları sırasıyla denemeye başladık.Eşimin "Bu Las Ramblas'ta kesin Türk dönerci vardır"demesiyle kahkalara boğulan ben,anladım ki bu tapas olayı mezeler diyarı Hatay'dan gelen bizi bozar:)))

Tapas olayını daha sonra başka bir mekanda tekrar deneyelim diyerek erteleyip;Las Ramblas üzerinden denize doğru yürümeye başladık,eşimin "Burası döner kokuyor"diyerek saptığı ara sokakta gerçekten Türk dönercisi olduğunu görünce uğradığım şaşkınlığı tahmin edersiniz artık:))

Pinotxo için söyleyebileceğim,fazla turistik bir mekan,gitseniz de olur gitmeseniz de.İlerleyen günlerde keşfettiğimiz daha kaliteli ve leziz yerel tapas bar'lar var benden söylemesi.

TXAPELA

İkinci tapas deneyimimizi,Katalan'lar nerede ve nasıl yaşıyor diye şehri keşfetmek için çıktığımız yürüyüşlerden birinde,İspanya'da iki yıl ateşe olarak çalışan kuzenimin tavsiyesiyle,Passeig de Gracia'da Türk Konsolosluğunun civarında ki Txapela'da yaşadık.



 Pinotxo'ya göre çok daha başarılı olsa da,tapas hem doyuruculuğu hem de lezzet bakımızdan kesinlikle bizim gibi Hatay'lı bir çifte göre değil şeklinde ki nihai kanaatmizi edindik:))Yalnız hakkını yemeyeyim özel sosuyla servis edilen bir çeşit fırınlanmış patates içerikli 'Patatas Bravas'i simli mezeleri gerçekten leziz:)





İlk sangria deneyimimiz de,Txapela'da oldu.Hafif tatlı şarap tadında,içine meyve doğranarak bol buzla servis edilen sangria,daha sonra marketten meyve suyu kutularında alıp evde hazırladıklarımıza göre daha başarısızdı diyebilirim:))





 Txapela,her ne kadar bize hitap etmese de,tapas denemek için doğru bir adres,turistik değil,gitmişken denemeden dönmeyin derim ben yine de:)

BARSELONA'DA LEZZET DURAKLARI-3(ELX RESTAURANT)

Barselona tam bir siesta-fiesta şehri olduğu için,tahmin edebileceğiniz üzere pazar günleri tüm alışveriş merkezleri ve işyerlerinin çoğu kapalı.Ama yat limanı Port Vell'deki Maremagnum alışveriş merkezi bu konuda bir istisna oluşturuyor.Maremagnum Zara,Mango,H&M gibi birçok ispanyol markanın mağaza ve outletinin olduğu;içinde sineması ve bizim Turkuazoo benzeri L'aquarium isimli bir akvaryumu olan hoş bir alışveriş merkezi:)



 ELX RESTAURANT

ELX Restaurant ise deniz ürünleri ağırlıklı leziz mutfağı ve romantik ortamı ile;bir Barselona pazar'ını değerlendirmek için bir taşla iki kuş vurabileceğiniz biryer.Çünkü Maremagnum'un sahile bakan kısmında,denize nazır şık bir restaurant.Konumu itibarı ile turistik bir yer gibi görünse de;aslında yerel halkın tercik ettiği biryer.O gün turist olan tek masa bizdik çünkü.

Biz güneşli bir pazar öğleden sonrasında limanda turlayıp denizin ve güneşin tadını çıkarttık,hatta limanda tur attıran gezi yatlarına bile bindik;sonra L'aquarium'u gezip,Maremagnum'da biraz alışveriş yapıp,hatta şehrin bir ucundaki Torre Agbar'ın gece görününümünü fotoğrafladıktan sonra rezervasyonumuza son anda yetşerek,ELX'te gerçekten çok romantik ve leziz bir akşam yemeği yedik:)
 ELX kendilerini konsept olarak "Cuina D'arrossos i peix" yani pirinç ve deniz ürünleri mutfağı diye tarifleseler de,bence konumu ve romantik ortamı ile herhangi bir deniz ürünleri restaurantından çok daha fazlası:)Sevgiliyle başbaşa,buz gibi cava eşliğinde deniz kokusunu duyumsayarak en lezizinden yenen jumbo karides,balık köftesi,kalamar ve paella'nın keyfi paha biçilemezdi:)



 Ben yediğim en leziz deniz ürünlü Paella'yı burada yedim.Tuzda balık ise restaurant'ın spesiyali.İlgilenenlere duyurulur.

Gitmek isteyenler için,tel:+34 93 225 81 17 web:www.elxrestaurant.es



22 Kasım 2012 Perşembe

BARSELONA'DA LEZZET DURAKLARI-2(ORIO GASTRONOMIA VASCA)




Barselona'nın meşhur turistik caddesi Las Ramblas'ın ara sokaklarından biri olan Carrer de Ferran'a saptığınızda Barri Gotic(Eski Semt)'e başlıyor,zaman tüneline girmiş gibi adım adım ortaçağ kokusu hissediyor,bir anda değişen mimariye ve ortamın atmosferine hayran kalıyorsunuz.Sayısız sokak sanatçısının hünerli ellerinden çıkan ispanyol gitarının harika melodilerinin eşliğinde bu semtte yürüyüş yapmak içmeden sarhoş ediyor insanı:) Barselona'da ki yuvamız Las Ramblas ile Carrer de Ferran'ın köşebaşında olduğu için,gezimizin son günlerinden birinde Barri Gotic'e yaptığımız sayısız yürüyüşlerden bilmem hangisinden sonra,yorgunluğumuzu atmak ve ortamı hoşumuza gittiği için oturup,tesadüfen keşfettiğimiz harika bir lezzet durağından bahsetmek istiyorum;Orio Gastronomia Vasca:)


ORIO RESTAURANT

Hatay'lı,etin yanına eti meze yapan,tabir-i caiz ise etobur ama domuz eti yemeyen bir çift olarak Barselona'da deniz ürünlerine doyduğumuz bir anda,sırf fotoğraf çekmek için girdiğimiz küçücük bir avluda,tesadüfen karşımıza çıktı Orio:))Menüyü incelediğimizde eşimle gözlerimizdeki sevinç pırıltısını görmenizi isterdim:))Barselona'da  dostlar veya internet tavsiyesiyle yediğimiz onca şık ve kaliteli lezzet durağı içinde,gerek yemek gerekse servis anlamında bizi en çok mutlu eden nokta olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.Türk olduğumuzu öğrenince bize gösterdikleri ekstra ilgi de cabası:))
                                               Tesadüfen girdiğimiz otantik avlu:)
                                              Ve tesadüfen keşfettiğimiz Orio Resturant:)

Orio,konsept olarak kendini Katalan mutfağının temsilcisi(hatta onlar Bask mutfağı diye tarifliyor)olarak gören;hem tapas bar hemde restaurant olarak hizmet veren;Madrid-Valencia ve Barselona'da üç şubesi olan yerel ve butik bir restaurant.Gitmek isteyenler için;www.oriogastronomiavasca.com/

Orio'nun konsepti bizim içinse şöyleydi....Oturduk,önce buuuzz gibi bir şişe cava söyledik,cava'larımızı yudumlayıp siparişlerimizi beklerken avlunun muhteşem mimarisine hayran kaldık sonra gelen dana antrikota daldık:))))Sadece şunu belirtmek istiyorum,ki yurtdışında dana veya kuzu eti yiyenler bunu zaten çok iyi bilirler,etinizin pembe ve kanlı gelmesini istemiyorsanız garsonu çok çok iyi pişirin diye tembihlemek gerekiyor:)

Bu da bir seromoni şeklinde gerçekleşen cava servisi:)



                                   Pamuktan yumuşak dana antrikot:)

                                 Vee Barselona'da aşk başkadır dedirten muhteşem ortam:)